Nuran Taş

Dinletiler ve konserlerle yolculuğum devam etti.

Gönül türküsü yakmak kolay değildir, yapmak demedim özellikle, çünkü türkü yakılır, halk
müziği geleneğinde böyledir. Bir türkü yakmak için de “yanmak” gerekir…Yunus Emre demiş
ya; ” Bizim işimiz sevda için, Dostun evi gönüllerdir, Gönüller yapmaya geldik…” Tam da bu
yolda olduğum için böyle bir türkü yakabildim diye düşünüyorum. Hayatın acı notalarını
derinden hissedebildiğim, direnme gücünü yeniden bulabildiğim için çok mutluyum.

Merhaba bize biraz kendinizden bahseder misiniz ?

Mucur-Kırşehir doğumluyum. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi
Astronomi ve Uzay Bilimleri Mezunuyum.
Bir dönem bilgisayar programcısı ve sistem analisti olarak çalıştım. Uzun yıllar
müzik ve iş yaşamımı birlikte yürüttüm. İlk olarak 1995 yılında “Doğarcasına” adlı albüm
çalışmam müzikseverlerle buluştu. Daha sonra iki türkülük stüdyo çalışmam
“Harman Yeri” ve “Yarim Yarim” i gerçekleştirdim.
2005 yılında “Harman Yeri” ve “Yarim Yarim” adlı tekli stüdyo çalışmalarımla yolculuğum
devam etti. Sonraki yıllarda bana ait eserlerlerle müzik hayatımı sürdürmeye karar verdim.
Sözü ve müziği bana ait olan; “Ah Yarim”, 2018 ve “Oy Gönül” , 2021 ile tüm dijital
platformlarda yer almaktayım.

Kendi yazdığınız sözlerle ve müzik ile dinleyicilerinize ne tür duygusal deneyimler yaşatmayı amaçlıyorsunuz?

İnsana dair tüm duyguların, derinlik, hassasiyet ve bilgeliğin en estetik, en güçlü anlatım
yolunun müzik olduğunu düşünüyorum. Bunu besleyen en güçlü unsur da şiir ya da şarkı
sözüdür.
Sanatçının müziğiyle, sözleriyle kurduğu anlam öncelikle kendi içinde başlar. Üretim
aşamasında çok da plan, program yoktur. Yaşanmışlıkların, duyguların imbiğinden süzülerek
akışta ve kendiliğinden ortaya çıkmasıdır.
Genel anlamda müziğin en büyük işlevi insanlar arasında ortak bir duygu alanı yaratmaktır.
Eserin karakterine göre, yoğun duygusallık, hüzün de olabilir coşku da. Bir önceki çalışmam
“Ah Yarim” çok duygusal bir eser. “Oy Gönül” daha dinamik, insanı coşkulandıran,
heyecanlandıran bir eser. İnsana dair her tür duyguyu geçirmek isterim tabiki ama benim için
aslolan insanların yüreklerinde sevgi titreşimini yaratabilmektir.

Hem müzik kariyerinizde hem de yoga ve ses iyileştirme çalışmalarınızda edindiğiniz deneyimlerinizi nasıl bir araya getiriyorsunuz?

Çok farklı alanlar gibi görülse de birbirini besleyen, destekleyen çok yönleri var.
Müzik yıllardır tutku ve aşk ile yaptığım, kendimi en iyi anlatabildiğim, var edebildiğim bir
alan.
Sonraki yıllarda yogayla tanıştım. Zihinsel, ruhsal ve bedensel iyileşme olarak tanımlanan
yogayla uzun yıllar uğraştım. Çok ilgimi çekti. Koruyucu sağlık anlamında “Çin Tıbbı,
çakralar, meridyenler, nefes konularında eğitimler aldım. Bu bağlamda ‘sesle iyileşme’

konusu çok ilgimi çekti ve o alanda kendimi geliştirmeye çalıştım. O dönem bazı merkezlerde
iyileşme çalışmaları başlığı altında eğitimlerimiz oldu.
Müzik Terapi , Farabi ve İbn-i Sina’dan beri bilinen bir konudur. Ses dediğimiz şey aslında bir
titreşim. Bedenimizin de bir titreşimi var doğal olarak. Dış faktörlerle ve içsel sorunlarla bu
denge bozulduğunda rahatsızlıklar ortaya çıkıyor ve frekansımız düşüyor. Çok farklı teknikler
olmakla birlikte, İnsana en iyi gelen, yine kendi sesidir. Şarkı söylemek ise bu frekansı en
hızlı yükselten bir edimdir.


Sesinizin insanların kalpleri üzerindeki olumlu etkileri ve şifa unsuru hakkında daha fazla bilgi alabilir miyiz?

Az önce söz ettiğim eğitimler sırasında sesimde ruhsal bir boyut olduğu fark edildi.
Sesimin insanlar üzerindeki etkisi konusunda bir fikrim vardı bu tespit pek şaşırtmadı beni.
“Sesle İyileşme” konusunda okumalar yaptım.
Çalışmalar bütünsel şifa konularını içeriyordu. Yoga, nefes egzersizleri, meditasyon, çakra ve
meridyen gibi… Ben grupta bendirim ile birlikte “mantra müziği” ve sesle özel uygulamalar
yaptırıyordum. Doğrudan herkesin kendi sesini kullanarak yaptığı egzersizlerdi bunlar.
Hayat koşullarının iyice ağırlaştığı günümüzde, insanı kendi içine döndüren, küçük bir
molayla rahatlık sağlayan güzel çalışmalardı.
“Sesin hem insanın ruhunun derinliklerine iniyor, hem de orda bir yara varsa onarıyor”
demişti çalışmaya katılan bir arkadaş.
Şifa-iyileşme konusunda şöyle de bir durum vardır. Yoga çalışmaları da olsa, sahnede türkü
de söyleseniz şifalandırırken siz de şifalanırsınız.
“Ah Yarim” ve “Oy Gönül” eserlerim yayınlandığında da benzer yorumlar geldi. Bu arada
Facebook Türkü Sayfalarında çok samimi bir dinleyici kitlem var.
Sesinizin tınısı, rengi, yaşattığınız duygular, beden diliniz, huzur, coşku, mutluluk bize çok iyi
geliyor, şifa gibisiniz, insanı depresyondan bile çıkarır gibi yorumlar yapılıyor. Hepsine çok
teşekkür ediyorum.
Geçmişteki televizyon programlarımdan “Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım” türküsü , bu
sayfalarda milyonların üzerinde tıklanmayla rekor kırdı.

Nuran Taş Ah Yarim

Hem şiir hem de müzik alanında eserler veren bir sanatçı olarak, bu iki sanat bölümünün sizdeki yolculuğunu paylaşır mısınız?

Anadolu’nun küçük bir kasabasında, sürekli yaşadığı koşulların sınırlarını zorlayan,
yetinemeyen bir çocukluk dönemiydi. Genel anlamda tutkulu bir müzik aşkından söz etmem
gerekiyor. İlkokulda mandolin kursuna giderek ilkin notayla tanıştım. Sonrasında kendi
kendime bağlama çalmayı öğrendim. Okul yıllarında fakülte ve üniversite korolarında yer
aldım, konserler verdik sürekli. Devlet Opera ve Bale korist ve solistlerinden şan, solfej,
Çağdaş Sanat Merkezi’nde armoni dersleri aldım. “Doğarcasına” albümünü çıkardım.
Albümden sonra da eğitimlerim devam etti. Kıvılcım Sanat Merkezi’nde, Coşkun Güla Müzik

Merkezinde,TRT, THM repertuar, nota, usul dersleri aldım. Sonrasında iki türkülük “Harman
Yeri” ve “Yarim Yarim” çalışmasını gerçekleştirdim.
Şiirle bağlantıma gelirsek; İlk şiirimi İlkokul birinci sınıfta öğretmenim için yazmıştım. Tüm
resmi bayramlarda mutlaka şiir okurdum. Ortaokulda şiir okuma yarışmasında birinci
olmuştum, Orhan Veli Kanık’ın şiiriyle, hediyem de yine ona ait bir kitaptı.
Yetişkin dönemlerimde de bu ilgim devam etti. Edebiyat dergilerinde yayımlanmış şiirlerim
var. Hatta bir şiirim İngilizce çevirisiyle Amerika’da bir dergide yayımlandı. FİRE (Ateş)

Nuran Taş Oy Gönül

Daha önce yapmış olduğunuz radyo ve tv programlarından biraz bahseder misiniz?

TRT de, ODTÜ Felsefe Bölüm Başkanı Ahmet İnam ile “Aydın Bakışı” adı altında uzun
soluklu bir program yaptık. Klasik türkü programlarından farklıydı. Ben türküleri
seslendiriyordum, Hocam da türkülerdeki felsefi derinliği anlatırken, türkülere ve aşka dair
sohbetler ediyorduk. Yakın zamanda yine hocamla birlikte “Türkülerden Düşünceye; Aşk”
başlığı altında Ankara’da bir konser mekanında bir etkinlik gerçekleştirdik.
Bir dönem Radyo Özgür’de içeriğini hazırlayıp sunduğum “Sesler Ve İzler” adında, haftada
bir canlı olarak sunduğum bir programdı. Halk Müziği üzerine, hayata ve insana dair
sohbetler, şiirin de içinde olduğu, türküler seslendirdiğim güzel bir programdı.
Bir çok radyo ve televizyon kanallarında da konuk olarak yer aldım.

Oy gönül ismli çalışmanız tamamen size aitti nasıl tepkiler aldınız. Umduğunuz başarıyı
yakaladı mı.
Gönül türküsü yakmak kolay değildir, yapmak demedim özellikle, çünkü türkü yakılır, halk
müziği geleneğinde böyledir. Bir türkü yakmak için de “yanmak” gerekir…Yunus Emre demiş
ya; ” Bizim işimiz sevda için, Dostun evi gönüllerdir, Gönüller yapmaya geldik…” Tam da bu
yolda olduğum için böyle bir türkü yakabildim diye düşünüyorum. Hayatın acı notalarını
derinden hissedebildiğim, direnme gücünü yeniden bulabildiğim için çok mutluyum.
Tek amacım yüce gönüllerde sevgi titreşimi yaratmaktı, bunu da yaşıyorum.
Oy Gönül türküm çok sevildi, çok güzel yorumlar aldım. Tüm dinleyicilerime sonsuz
teşekkürler, hepsine minnettarım. Bir sanatçı olarak “ben buyum” anlamında tarihe notumu
düştüm. Bu da bana yeter.
Gelecekteki projelerinizi ve müzikal hedeflerinizi belirtir misiniz?
Önce biraz içimi dökeyim. İşin gerçek yanı albüm yapmak maddi anlamda kolay bir iş değil,
çok külfetli. Günümüzde artık herkes kendinin patronu yani tüm masraflar bize ait. Stüdyo
aşaması, video klip çekimi, dağıtımı, reklam derken rakamlar çok büyüdü. Koşullar
elverdiğinde hayata geçirmeyi düşündüğüm bestelerim var. Müzikal anlamda yine bu çizgide
, bana ait eserlerle yola devam etmek istiyorum.
Televizyon için de program projelerim var.

SOHHOX adına bu güzel soruları sorduğunuz ve düşüncelerime yer verdiğiniz için çok
teşekkür ederim. Yayın hayatınızda başarılar dilerim.

Related Articles

Stay Connected

0BeğenenlerBeğen
3,913TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol
- Advertisement -spot_img

Latest Articles