spot_img

Onur Akay ”İşte Zeki Müren’in Tokat Attığı Popstar!”

İşte Zeki Müren’in Tokat Attığı Popstar!

Ses sanatçısı ve yazar Onur Akay, Sohhox Dergisi yazarı Erkan Ozbey’e çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Röportaj: Erkan Ozbey

Yaptığı özel röportajlarla magazin gündemini belirleyen ve magazin gündeminden düşmeyen ünlü ses sanatçısı ve yazar Onur Akay, otuz yıldır yazdığı ve TRT repertuvarında yer alan şiirlerini, bestelerini, fotoğraflı anılarını ve efsane isimlerle yaptığı özel röportajlarını, “Görmeden Sevmek” isimli şiir, beste, anı ve röportaj kitabında topladı. Geçtiğimiz 2020 yılının Ağustos ayında konservatuar öğrencileri için “Türk Musikisinde Makamların Oluşması ve Seyir Tekniği” isimli bir ders kitabı da çıkaran Akay, 2021 yılında ise “Görmeden Sevmek” isimli kitabını okuyucusu ile buluşturdu.

ZEKİ MÜREN’İN BİLİNMEYENLERİ GÜN YÜZÜNE ÇIKTI!

Billur Yayınları’ndan piyasaya çıkan kitabın kapak tasarımını gazeteci ve yazar Yusuf Karahal üstlendi. Onur Akay, “Görmeden Sevmek” isimli kitabında Sanat Güneşi Zeki Müren’in bestelerinden ölümüne ve özel hayatından yanlış bilinenlerine kadar birçok yanlış bilinen ve bilinmeyen detayı efsane isimlerle yaptığı ve hiçbir yerde yayımlanmayan özel röportajları ile gün yüzüne çıkardı. Kitapta Ajda Pekkan, Gönül Yazar, Orhan Gencebay ve Zeki Müren’le ilgili bilinmeyen sırlar okuyucuyu ve sanat dünyasını şoke edecek.

Bir ay boyunca kitappazarlama.com üzerinden sipariş verenler, kitabı %50 indirimli olarak edinecek.

Satın Al

İşte, Türk sanat müziğinin önemli sanatçılarından ses sanatçısı ve yazar Onur Akay’la, sanat dünyasına dair bugüne kadar hiçbir yerde duymadığınız sırları konuştuğumuz o röportajımız:

ONUR AKAY: “YAZMAK İÇİN HENÜZ ERKEN, PEKİ NE ZAMAN YAZACAĞIZ? NE KADAR YAŞAYACAĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ? GELECEK KUŞAKLAR İÇİN MUTLAKA YAZMAK ZORUNDAYIZ!”

Erkan Ozbey: Öncelikle yeni kitabınız hayırlı olsun. Oraya geleceğim ama sohbetimizin ilk kısmında Ayşe Mine ile yapmış olduğunuz son çalışmanızdan bahseder misiniz?

Onur Akay: Öncelikle tüm okurlarınıza sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. En son 2019 yılında efsane sanatçı Ayşe Mine ile “Yakalım Gemileri” isimli bir düet çalışmamız oldu ve bir kliple taçlandırdık. Şarkı çok beğenildi ama Korona virüs nedeniyle sahne ve stüdyo çalışmalarına ara vermek zorunda kaldık. Böyle bir sürece girince, ben de 20 yıldır üzerinde çalıştığım iki kitabımı okuyucu ile buluşturdum. Ama Ayşe Mine ile müzikseverlere yeni sürprizlerimiz de olabilir.

Erkan Ozbey: Sürprizleri bekliyoruz diyelim o zaman. Peki, Ayşe Mine ile yaşadığınız ve bizimle paylaşmak istediğiniz bir anınız var mı?

Onur Akay: Ayşe abla ile unutamadığım çok ilginç bir anımız var. “Yakalım Gemileri” isimli düet çalışmamızın stüdyo aşamasındayız, okuma kaydımız var ve kardeşim Orçun Akay’la birlikte Ayşe ablayı almaya gittik. Evinin önünde bekliyoruz ve Ayşe abla aşağıya indiğinde bir de baktık aynı gömlekleri giymişiz. Bende erkek kesimi, onda bayan kesimi ama gömlekler aynı. Çok şaşırmıştık ve o şekilde o kostümlerle düet yaptık. Herkes bunu özel olarak hazırladık zannetti ama kesinlikle değildi ve bir tesadüftü.

Erkan Ozbey: Zeki Müren’le ortak eserinizin anısını öğrenebilir miyiz?

Onur Akay: Tam 30 yıl oldu Erkan’cığım… Yıl 1990, henüz 13 yaşındayım. ANA isimli dönemin ünlü edebiyat dergisinin sahibi ve Zeki Müren’in de yakın dostlarından şair Necla Ünal ile tanıştım. Necla Hanım’ın bana çok büyük katkıları oldu. Sesimi dinleyerek Zeki Müren’e benzeten Necla Hanım’a beste yapmak istediğimden de bahsedince, sesimi kaydettiğim bir kaset istedi ve ben de hemen kendisine takdim ettim. Kısa süre sonra bana Zeki Müren’e ait bir şiir getirerek: “Zeki Müren’e seni anlattım ve sesini dinlettim ve bu şiirini senin bestelemeni istedi” deyince dünyalar benim olmuştu. Ve sözleri Zeki Müren’e, bestesi bana ait olan “Gönlümdeki Bahar Geçti Kış Geldi” isimli Hicaz makamındaki ilk bestemle sanat hayatına adım attım. Üstelik henüz nota nedir, yapılan beste nasıl notaya alınır bilmeden. Yani bilimsellik olmadan duygudan yola çıkıp, güfteyi gönül yoluyla yaklaşık üç ay içimden müzikli olarak bir şarkı gibi söyleyerek, beynimde dolaşan ezgilerle uyumlu hale getirmiş ve kasete kaydetmiştim. O kaseti alan Necla Ünal tekrar Zeki Müren’e dinletti ve Sanat Güneşi’nin bestemi çok beğendiğini söyleyince, bestecilik ve sanat hayatımın ilk başında bu bana en büyük kamçılama oldu diyebilirim.

Erkan Ozbey: Sanat Güneşi Zeki Müren’nin doğum gününü “Türk Sanat Müziği Günü” ilan edildi ve bu sizin sayenizde oldu. TRT’ye siz sundunuz ve artık 6 Aralık “Türk Sanat Müziği Günü” olarak anılmaya başladı.

Onur Akay: Evet, 2012 yılında neden kendi öz müziğimiz Türk sanat müziğinin bir günü yok diye düşündüm ve Zeki Müren’in doğum günü olan 6 Aralık tarihinin, “Türk Sanat Müziği Günü” olmasını önerdim. TRT ekranlarında yaptığım bu öneri, kısa sürede musiki severler tarafından çok takdir topladı ve kabul edilmesi sonucunda 9 yıldır kutlanıyor. Bu sene 10. kez kutlanacak.

“13 YAŞINDA BİR ÇOCUĞUN YAZMIŞ OLDUĞU ŞİİR TRT REPERTUVARINA KABUL EDİLDİ”

Erkan Ozbey: Şiirlerinizi Semahat Özdenses’ten Suat Sayın’a, Erol Sayan’dan Necdet Tokatlıoğlu’na ve Erol Büyükburç’a kadar çok sayıda efsane isim besteledi. Şiir yazmaya ne zaman başladınız?

Onur Akay: Aynı yıl, 13 yaşında ilk şiirimi de yazmıştım. Tabii 13 sene sonra bir efsane tarafından besteleneceğini bilmeden. İlk şiirim, 2003 yılında efsane sanatçı ve bestekâr Semahat Özdenses tarafından bestelendi ve 13 yaşında bir çocuğun yazmış olduğu şiir TRT repertuvarına kabul edildi.

Erkan Ozbey: Ses sanatçılığının yanı sıra yazarsınız. Bu bağlamda yeni çıkan kitabınıza gelecek olursak; öncelikle ilk okuyanlardan biri olmaktan çok mutlu olduğumu belirtmek isterim. İçerisinde yer alan; birbirinden çarpıcı iddialar, muhteşem şiirler, son derece keyifli anılar ve çok ilginç röportajlar var. Ayrıca yaptığınız röportajlar ve magazinsel haberler Türkiye’de gündem oluyor. Birçok magazin programı gündeme dair haberleri sizden alıyor. Okuyucularımıza sizi bu noktaya getiren süreci anlatır mısınız?

“22 YAŞINDA BİR ÇOCUK NASIL KÖŞE YAZARI OLUR?”

Onur Akay: 1990 yılından itibaren anılarımı not almaya başlamıştım. Bu notların çok büyük faydasını gördüm ve 8 sene sonra bunu fark eden Necla Hanım bu sefer dergisinde beni köşe yazarı yaptı. ANA Dergisi sayesinde şiirlerim çok büyük isimler tarafından bestelendi ve efsane isimlerle röportajlar yaptım. Avni Anıl’dan Yıldırım Gürses’e, Suat Sayın’dan Necdet Tokatlıoğlu’na ve Cemal Safi’den Halil Soyuer’e kadar önemli bestekâr ve şairlerle röportajlarım ve çok özel anılarım oldu. Türk sanat müziğinin çok büyük isimleri ile TRT’ye ortak eserler verdik, şiirlerimi bestelediler, röportajlar yaptık. 22 yaşında köşe yazarlığına başladığım için beni eleştirenler de oldu. Dönemin ünlü yazarları,“22 yaşında bir çocuk nasıl köşe yazarı olur?” dedi. Ama ben onlara şu ifadeleri kullanıyordum: ” Yazmak için henüz erken, peki ne zaman yazacağız? Ne kadar yaşayacağımızı biliyor muyuz? Gelecek kuşaklar için mutlaka yazmak zorundayız!” Bu gibi kaynaklardan yoksunuz. Bazı kişiler anıları yazmış olsalardı bizler de onlardan kim bilir ne dersler alacaktık. İşte, bu nedenle sanat hayatımdaki anıları paylaşarak; bizden sonraki dönemlerin okuyucuları musikinin en önemli isimleriyle olan anılarımı ve röportajlarımı okusunlar, yapmış olduğumuz işler yol göstersin, örnek olsun onlara istedim.

CEMAL SAFİ HOCAMIN SÖZÜNÜ DİNLEDİM!

Erkan Ozbey: Bu sözlerinizi kitabınızla da kesinlikle destekliyorsunuz. Ben de kitabınızı okuyan biri olarak, yol gösterici bir kitap olduğunu net söyleyebilirim. Bir de Türk musikisinde bulmuş olduğunuz makamların da içinde yer aldığı ve musiki tarihine geçmiş “Türk Musikisinde Makamların Oluşması ve Seyir Tekniği” isimli kitabınız var ve şuan tüm konservatuarlarda ders kitabı olarak kullanılıyor.

Onur Akay: 2000 yılında bulduğum ve terkip ettiğim üç ayrı makam ve Türk musikisi nazariyatına olan büyük ilgimden dolayı, kendi geliştirdiğim bir teknikle “Türk Musikisinde Makamların Oluşması ve Seyir Tekniği” isimli konservatuarlar için ders kitabını da yazmaya başlamıştım. Aynı zamanda “Görmeden Sevmek” isimli kitabımı da yazmaya başladım. Aslında şiirlerimden, bestelerimden, anılarım ve röportajlardan oluşan “Görmeden Sevmek” isimli kitabımı o güne kadar yazdığım şiirler, yaptığım besteler ve yaşadığım anılarla aslında çoktan yazmıştım. Hatta dönemin efsane isimlerden kitabım için yazılar bile almıştım. Ama 2000 yılında bu kitabım için bir sunum yazısı yazan usta şair Cemal Safi Hocam bana: “Şiirlerini ve bestelerini çok beğeniyorum ama 40 yaşına gelmeden bu kitabı sakın çıkarma, şiirlerin ve bestelerin daha da olgunlaşsın anıların daha da çoğalsın” dedi. Ben de Onun sözünü dinledim ve 20 sene daha bu kitabı yeni şiirlerim, bestelerim, anılarım ve röportajlarımla süsleyerek yazmaya devam ettim.

Erkan Ozbey: Ders kitabınızı ne zaman yazmaya başladınız?

Onur Akay: 2003 yılında da yazdığım ders kitabını bitirmiş ve ilk önce konservatuarda 6 sene hocam olan büyük nazariyatçı İsmail Hakkı Özkan’a daha sonra da, bir şiirimin de bestekârı olan yine büyük nazariyatçı hocam Necdet Varol’a göstermiştim. Bulduğum makamları ve ders kitabını inceleyen Özkan ve Varol yazdıkları sunum yazılarıyla hem bulduğum makamları hem de ders kitabımı onaylamıştı. Ama ben yinede kitabımda geliştirdiğim öğretme teknikleri üzerinde 5 yıl daha çalıştım. 2008 yılında ise değerli bestekâr ve TRT sanatçısı Erol Bingöl tarafından kitabımın dizgisi yapıldı. Ancak, yazdığı sunum yazısıyla şiirlerimi onaylayan Cemal Safi hocamın sözleri kulağımda çınlıyordu. Bunun üzerine 2020 yılına kadar bekledim ve her iki kitabım üzerine çalışmalarıma devam ettim.

“ZEKİ MÜREN’İN TOKAT ATTIĞI ÜNLÜ KADIN POPSTAR AJDA PEKKAN!”

Erkan Ozbey: Çok büyük isimlerle çalıştınız, bu isimlerle ilgili birçok anılarınız ve paylaşımlarınız var. Ayrıca kitabınızda Ajda Pekkan’la ilgili dikkatimi çeken bir açıklama var. Bunu izin ağzınızdan duymak istiyorum.

Onur Akay: Bu, aslında magazin tarihinin en büyük sırlarından biri! “Zeki Müren’in tokat attığı ünlü kadın popstar kim?” diye uzun süre magazin gündemini meşgul etmişti ama bu soruya kimse yanıt bulamamıştı. Yıl 2003… Zeki Müren’in en büyük rakibi 2012 yılında kaybettiğimiz Adnan Pekak’ ı, Ankara Maltepe’deki evinde ziyaret ettim. Adnan Pekak’a ANA Dergisi köşe yazarı olduğumu söyleyince, bana tüm albümlerini göstermiş ve Maksim Gazinosu’nda yaşanan tüm anıları da anlatmıştı. Ben de tüm anlattıklarını not aldım. Zeki Müren’le ilgili o güne kadar duymadığım ve çok şaşırdığım iddialarda bulundu. Bunların hepsi “Göremeden Sevmek” isimli kitabımda çıktı. Okuyucular oradan okuyabilirler. Kendisine “Zeki Müren gerçekten sizi engelledi mi?” diye bir soru sormuştum ve sorumu cevaplarken Ajda Pekkan ile ilgili de şaşırtan bir iddiada bulundu. Kitabımda yer alan Adnan Pekak röportajının o bölümü şöyle… Adnan Pekak şu ifadeleri kullanıyor: “Zeki Müren sadece beni değil, Adnan Şenses’i de engellemiştir. Bülent Ersoy’u da hiç sevmiyordu ama Bülent çok popüler olunca onu engelleyemedi ve sahneleri aslında rahatsızlığı için değil Bülent’in büyük başarısı yüzünden bırakmak zorunda kaldı. Yoksa sahnelere devam edecekti. Zeki Müren çok kıskanç biriydi. İzmir Efes Otelinde Ajda Pekkan’la sahneye çıkarken Ajda’yı kendi sevgilisiyle otel odasında basınca tokat atarak ağzını kanatmış” ifadelerini kullandı. Yani, Zeki Müren’in tokat attığı ünlü kadın popstar Ajda Pekkan!

“BÜLENT HANIM DA DAVAYI DEVAM ETTİRMEK İSTEMİŞ”

Erkan Ozbey: Önümüzdeki günlerde magazin gündeminde oldukça konuşulacak konular bunlar. Bülent Ersoy’a dönmek isterim. Geçtiğimiz günlerde UçanKuş TV’ye bağlanarak tazminat davası haberlerinin “asparagas” olduğunu söyledi. Meltem Miraloğlu’nun da sizin haberlerinizin devam etmesi üzerine savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu biliyoruz. Bu konular hakkında herhangi bir gelişme var mı?

Onur Akay: Bülent Hanım, 2016 yılında paylaştığım bir fotoğraf nedeniyle bana bir tazminat davası açmıştı. 2017 yılında görülen ilk celsede mahkeme görevsizlik kararı verdi. Daha sonra biz Bülent Hanım’ın davayı dondurduğunu, yeniden dilekçe vermeyerek beni affettiğini düşündük ki; basında da öyle haberler yer aldı o dönemde. Ama öyle olmadığını geçtiğimiz aylarda avukatıma gelen bir tebligatla öğrendik ve bu haber basında da yer aldı. Bülent Hanım’ın o dönem avukatı ile irtibatı mı yoktu veya avukatı ile bu konuya dair bir konuşma yapamadı mı bilemiyorum. Erol Köse’ye sizin de dediğiniz gibi, “Asparagas haber bunlar. Ben böyle bir mahkemeyi yeniden açmadım, yaşandı bitti.” dedi. Ama öyle değildi! Zaten bir hafta sonra da mahkeme görüldü. Mahkemenin sonucunu da ben basından öğrendim. Basın takip etmiş davayı ve mahkemenin sonucunda hakim ret kararı verdi. Basın özgürlüğü dedi ve nitekim Bülent Hanım davayı kaybetti. Tabii haberlere asparagas demesi çok ilginçti. Avukatı ile nasıl irtibatı olamaz onu da bilmiyorum. Bence irtibatı vardı ama o anda yayında öyle dedi sanıyorum. Çünkü avukatı mahkemede, “Haklı davamızın kabulünü istiyoruz demiş.” Eğer ki avukat bunu istiyorsa, Bülent Hanım’a sormadan istemesi mümkün değil. Demek ki Bülent Hanım da davayı devam ettirmek istemiş. Erol Köse’ye söylediği gibi değil yani olay. Ama artık yaşandı bitti. Ben zaten defalarca kendisinden özür diledim. Hatta bilinmeyen bir şey var “Görmeden Sevmek” adlı kitabımı da kendisine ithaf ettim. Şimdi ellerinden öperek kitabımı ona da hediye etmek istiyorum.

Meltem Miraloğlu ile ilgili çok sayıda köşe yazısı yazdım. Magazin programlarında tartışıldı, konuşuldu. Hatta zaman zaman programlara ben konuk oldum, bağlandım ve soruları cevapladım. Evet, Meltem Miraloğlu suç duyurunda bulunmuş, konuşma yasağı getirmek için mahkemeye başvurmuş ama konuşulacak hiçbir şey kalmadı zaten. Ne olacak hep birlikte göreceğiz.

Erkan Ozbey: Pandemi sürecinde Onur Akay neler yaptı, nasıl vakit geçirdi?

Onur Akay: Pandemi sürecinde sahne ve stüdyo çalışmaları olmayınca ben de bu süreci kitap yazarak değerlendirdim. 20 yıldır üzerinde çalıştığım ve değerlendirdiğim notlarımı bitirdim ve bu sürecin bana en büyük katkısı bu oldu diyebilirim. Böyle bir süreç olmasa, belki yoğunluktan kitapların son hazırlıklarını yapamayabilirdim. Evde geçirdiğim bu zamanı kitap yazarak, köşe yazıları yazarak ve yeni şiirler yazarak değerlendirdim. Hepsini de okuyuculara “Görmeden Sevmek” isimli kitabımda sundum. Son olarak “Görmeden Sevmek” ve “Türk Musikisinde Makamların Oluşması ve Seyir Tekniği” isimli kitaplarımda büyük emeği olan gazeteci ve yazar Yusuf Karahal’ a çok teşekkür ediyorum. Okuyucularınıza yeni kitabımı duyurduğunuz ve sormuş olduğunuz sorular için de sizlere çok teşekkür ediyorum.

Erkan Ozbey: Anılardan sıkça bahsettik sohbetimizde. Ben de çocukluk anılarımın nadide bir parçası olan size, öncelikle sevgi ve teşekkürlerimi bir kez daha iletiyorum. Böylesine güzel ve çarpıcı iddiaların yer aldığı bu özel röportajı sizinle gerçekleştirdiğim için ve bu iddiaları da ilk kez benimle paylaştığınız için de çok mutluyum. Son olarak bizlere ne söylemek istersiniz?

Onur Akay: Erkan’cığım, sen rahmetli babaannemin komşususun. Babamı, babaannemi ve büyükbabamı çok iyi tanıyorsun. Bende senin çocukluğunu iyi biliyorum. Yıllar sonra karşıma yazar ve müzisyen olarak çıktın. Benimle röportaj yapmayı teklif edince ben de kabul ettim. Nice başarılara imza atmanı diliyorum. Ayrıca Tüm okuyucularınıza sevgi ve saygılarımı sunuyor, sağlıklı günler diliyorum efendim.

Latest Articles