spot_imgspot_img

Eylül Kibaroğlu ”Pool Bilardo Avrupa Şampiyonu”

Erkan Ozbey Röportajı

Pool Bilardo Avrupa Şampiyonu Eylül Kibaroğlu’ndan Çarpıcı Açıklamalar!

Erkan Ozbey: Öncelikle spor camiasının yakından tanıdığı bir isimsiniz. Ancak tanımayanlar veya daha da yakından tanımak isteyenler adına sormak istiyorum. Eylül Kibaroğlu kimdir?

Eylül Kibaroğlu: Ben Eylül Kibaroğlu. Küçük yaşlarda bilardoya gönül vermiş, kendi imkanlarıyla ve büyük emekler vererek bilardoda ülkemi en iyi şekilde, dünya çapında temsil etmiş bir sporcuyum. 13 senedir Türkiye şampiyonuyum. Bunun yanı sıra Avrupa şampiyonluğu ve birçok uluslararası turnuvada birinciliklere sahibi olan Profesyonel Amerikan bilardosu sporcusuyum.  

Erkan Ozbey: Başarılarınız Türkiye için gurur verici. 13 yıl boyunca şampiyonluğu elde tutmak da büyük bir başarı. Peki başka ülkelerde sizin gibi böyle büyük bir başarılara sahip sporcular var mı?

Eylül Kibaroğlu: Bilardo sporu için konuşacak olursak yok. Diğer branşlarda da bildiğim kadarıyla yok.

Erkan Ozbey: Yakın gelecekte, bildiğim kadarıyla sizin de yer alacağınız dünya çapında sporcuların katılacağı bir turnuva vardı. Ama sanırım büyük bir aksilik yaşandı ve sizin gidişiniz mümkün olmayacak. Bu konuda söylemek istediğiniz bir şey var mı? Bu turnuva dışında da yakın zamanda yer alacağınız herhangi bir proje var mı?

Eylül Kibaroğlu: Evet. Haziranda Londra’ya gidecektim. Dünyanın en iyi bilardocuların yalnızca davet üzerine katılabildiği bir turnuva vardı orada. Dünyanın dört bir yanından davet edilen kadın ve erkek 128 sporcu karışık olarak mücadele edecek bu turnuvada. Bu turnuvanın ülkemiz ve benim için önemli tarafı ise ilk davet alan Türk bilardocu olmamdı ancak maalesef son anda Türkiye’ye geçiş izni verilemediği için ambargo yemiş olduk ve şu an çok üzgünüm böylesine önemli bir turnuvada yer alamayacağım için. Umarım önümüzdeki Avusturya’daki turnuvasında da böyle bir aksilik yaşamayız.

Erkan Ozbey: Başarılarınızla yeni jenerasyon için bir ilham kaynağısınız. Bu size nasıl hissettiriyor?

Eylül Kibaroğlu: Teşekkür ederim. Aslında söylemem gerekirse; ülkemiz şartlarında spor yapmak zor, sporun işiniz olması ise daha da zor. Bilardo da maalesef tanınmış sporlar arasında olmadı hiçbir zaman. Bu spor için ülkemizde öncelikle yıkılması gereken pek çok tabu var ve bu tabuların yıkılması zaman alsa da yavaş yavaş yıkılıyor. Şu an için Türkiye’de bu sporda sadece 10 kişi para kazanabiliyor diyebilirim. Amerikan bilardosunda sadece ben varım. Japonya ve Amerika’dan sponsorlarım var. Elde ettiğim başarılar, yıkmaya çalıştığım tabular, sponsorların itimadını sağlamak, bunların hepsi büyük emekler vererek sağlanan şeyler. Bu konuda azmim ve başarılarımla yeni jenerasyona ilham kaynağı olmak benim için son derece mutluluk verici bir olgudur. Bu spor için harcadığım çaba ve kat ettiğim yol, bu spora gönül vermek isteyen herkese ışık tutsun dilerim.

Erkan Ozbey: Kamui gibi dünyaca ünlü markalar sponsor oldu bildiğimiz kadarıyla. Başka hangi markalar var sponsorların arasında?

Eylül Kibaroğlu: Bir Japon markası olan “Kamui” var. Bilardo aksesuarlarının üretimi yapıyorlar: tebeşir, uç, eldiven… Bir ıstaka firması olan “Mezz” markası var. Üretim Amerika’da yapılıyor fakat yine Japon markası bu da. Bu firmalar bilardo oynayanların da bildiği önemli firmalardır. Bir de daha dün yaşanan bir gelişmeyi ilk Sohox’la paylaşmış olayım. Bir top firmasından sponsorluk aldım. Yalnızca bilardo topu üreten bir Belçika firması. Bu hem kişisel hem de bilardo salonum için yapılan bir sponsorluk oldu.

Erkan Ozbey: Bilardo salonunuzdan söz etmişken, biraz bize bilardo salonunuzdan bahseder misiniz?

Eylül Kibaroğlu: Geçen sene haziran ayında açtım. Neredeyse bir yıl olacak. Aslında bu esnaflık işi daha çok. Ailem ve çevrem bu konuda sağolsunlar oldukça destek oluyorlar bana. Salonum, sıradan bir bilardo salonundan ziyade daha çok kulüp tarzında bir yer. Tabi bu demek değil ki, yalnızca sporcular geliyor. İsteyen herkes gelip bilardo oynayabiliyor. Bunun yanı sıra benden de eğitim alabiliyorlar. Zaten bu işten keyif alan insan, bu sporu daha iyi öğrenmek adına mutlaka eğitim almak istiyor. Öğrenmek için niyetlendikten sonra da beni bulmak da çok zor olmuyor aslında. Eğitimin dışında organizasyonlarımız da mevcut. Mesela turnuvalar düzenliyoruz. Her masada kameralarımız var ve bu şekilde turnuvalarımızı canlı yayın yaparak gerçekleştiriyoruz. Bunların dışında doğum günü kutlamaları gibi sosyal faaliyetlerimiz de var. Anlayacağınız birçok etkinliğe ev sahipliği yapan bir salon. Ayrıca, oynamaya gelen herkesin benim kullandığım profesyonel malzemeleri kullanabilme imkanları var. Şu an için işler iyi gidiyor diyebilirim. Tabi herkes gibi pandemiden biz de etkileniyoruz ama pandeminin etkisi geçtikçe ilerleyen zamanlarda her şey daha da iyi olacaktır.

Erkan Ozbey: Bilardo kadın sporu değildir gibi bir algı var. Tabi zamanla bu algı da kırılıyor. Bununla ilgili olarak kadın bilardo sporcusu olarak ne söylemek istersiniz?

Eylül Kibaroğlu: Kesinlikle böyle bir algı var. Çok uzun yıllardan beri süregelen bir düşünce bu. Temelinde yatan şey ise; bilardonun kahvehanelerde oynanması olarak söylenebilir. Bilirsiniz kahvehaneler kağıt oyunlarının ve okey gibi oyunların oynandığı, yalnızca erkeklerin gittiği bir yer olarak görülür, nitekim öyleydi de. Bilardo konusunda da maalesef bunun etkisini görüyoruz. Kahvehane kültürüyle bağdaştırıldığı için bilardo salonları da bir tutuluyor. Fakat benim salonuma geldiklerinde bunun ne kadar yanlış bir düşünce olduğunu çok net görebilirler. Salona eşiyle gelmek isteyenler uygun olup olmadığını öncesinde soruyorlar. Kadınların gelebileceği konusunda çekinceleri hep var. Salonun sahibi “bilardo sporcusu olan bir kadın” cevabı, aslında kadınların da bilardo salonlarına gelebileceğine dair ikna eder diye düşünüyorum. Ben bu konuda hiç sorun yaşamadım çünkü babamın salonları vardı. Babam Türkiye’de bilardo sporuna yön vermiş ve katkılar sağlamış isimlerden biriydi. Federasyonun kurulmasında da çok emeği vardır. Ben de zaten ondan aldığım bayrağı daha ileri taşımaya gayret gösteriyorum. Federasyonun kurulması da bu spor üzerindeki izlenimin değişmesine katkı sağladı. Artık resmi turnuvalarımız var, milli takım seçmelerimiz oluyor. Kadın ve çocuk sporcular var, diğer spor branşlarında olduğu gibi.

Ayrıca, bilardoyu kadın mı erkek mi iyi oynar diye düşünürsek. Size şöyle bir örnek verebilirim: Türkiye şampiyonlarının katıldığı milli takım seçmeleri için düzenlenen turnuvalarda erkekler kadınlardan sayıca fazlalar. Bu durumda ben federasyondan beni erkekler turnuvasına yazmasını istiyorum. Çoğu erkek bunu kabul etmiyor. Çünkü ben milli takım sıralamasını değiştirebilecek oyun gücüne sahibim. Dolayısıyla “Eylül katılmasın”, deniyor. Federasyon tarafından kabul edilen isteğim, erkek sporcular tarafından engelleniyor. Burada anlatmak istediğim: Kadınlar erkeklerden daha iyi oynayabilir. Aslında her alanda kadınlar erkeklerden daha iyi olabilir. Hatta övünerek, bilardo sporunda örnek olarak da kendimi göstermek isterim. Eşitsizliğe sebep olabilecek fiziksel bir spor değil bizim yaptığımız, tamamen el kol koordinasyonu ile alakalı. Tabi psikolojik etkenler ve o günkü oyun şansınız da çok önemli.  Geometrik olarak ezberlerimiz var ve ona göre antrenmanlar yapıyoruz. Oyun sırasında tüm bunlarda kim üstün gelirse o kazanıyor. Yani erkek ve kadın arasında bir farkın oluşacağı kuvvet gerektiren fiziksel bir spor değil bu. Tek kuvvet kullandığımız yer ıstakalarla yaptığımız vuruşlar ki onlar da öyle büyük kuvvetler değil. Gelişen teknolojiyle birlikte ıstakalarda bile artık küçük kuvvetlerle daha etkili vuruşlar yapabiliyorsunuz.

Erkan Ozbey: Kadın erkek ayrımı olmaksızın çocukları bu spora yönlendirebiliriz. Federasyon da bu konuda çalışmalar yapıp, bu konuya katkı sağlıyor mu?

Eylül Kibaroğlu: İşin içinde olduğum için biliyorum. Federasyonun da çalışmaları söz konusu. Bunun dışında milli sporculara devlet tarafından verilen burslar var. Erkek öğrencilere askerlikle ilgili çeşitli muafiyetler var. Bunların da dışında sosyal yaşantısı için bir artı ve zihinsel olarak katkısı da çok. Bilardocular 30 saniyelik bir süre içinde bir pozisyona karşı kurgu yapması lazım. Analitik düşünmek ve hızlı karar verebilmek durumundasınız. Bir strateji oyunudur. Aynı zamanda kişinin oldukça sosyalleşebileceği de bir spordur.

Erkan Ozbey: Türkiye’de bilardonun pahalı olması bir şikayet konusu. Bunun için neler yapılabilir?

Eylül Kibaroğlu: Federasyonumuz bu sporu okullara indirmek için uğraşıyor bildiğim kadarıyla. Sponsorluklar ve hibelerle bir şekilde okullara bilardo masaları ulaştırmaya çalışıyorlar. Daha çok insana ulaşması adına atılan güzel adımlar bunlar. Tanındıkça ve bu tanınama dolayısıyla talep arttıkça belki bu iş daha ucuz bir hale gelebilir diye düşünüyorum. Kullandığımız malzemelerin özel ve ithal olmasından kaynaklı bir pahalılık söz konusu. Aslında üzerinde çok fazla çalışılması gereken bir konu bu ama inanıyorum ki yavaş yavaş olması gereken seviyeye doğru geleceğiz ülkece. Kendi malzememizi kendimiz üretirsek eminim ki maliyet düşeceğinden fiyatlara da yansıyacaktır. Ama tüm bunlar için öncelikle bu sporun daha çok tanınması ve talep görmesi gerekmektedir. Mesela bunun için turnuvalarımız TRT sporda canlı yayınlanıyor. İlgi alanına giren insanlar bu yayınları sıkı takip ediyor. Mesela eurosportta snooker dediğimiz bir branşın hemen hemen her ay turnuvaları yayınlanıyor ve daha önce snooker masasını görmeyen bir insan bile o yayınları izleyerek bu spor dalları hakkında rahatlıkla bilgi sahibi olabiliyor.

Erkan Ozbey: Sporcularına da maddi olarak büyük kazançlar sağlayan bir spor dalı sanırım snooker. Peki bu spor dalında senin dünya çapında favorin olan bir sporcu var mı?

Eylül Kibaroğlu: Evet, gerçekten çok ciddi kazançlar söz konusu. Özellikle İngiltere’de çok rağbet görüyor bu anlamda. Hatta diyebilirim ki, bir snooker oyuncusu bir İngiliz futbolcusu kadar yüksek paralar kazanabiliyor. Benim dünya çapında favorim ise, kendisiyle de bire bir tanışma fırsatı bulduğum Çinli Shmin Çayn adlı oyuncudur. Henüz çok genç olmasına rağmen bu sporda çok başarılı bir grafiği var.

Erkan Ozbey: Peki, Eylül Kibaroğlu kaç yıldır bu sporla uğraşıyor?

Eylül Kibaroğlu: Yaklaşık 21 senedir bu sporla uğraşıyorum. Ve bu spora öyle aşığım ki günlük rutinimin en az 4-5 saati bilardo masasında geçiyor. Zaten hemen hemen her ay yırt dışı turnuvalarım oluyor ve bu turnuvalar oldukça sıkı çalışmalar gerektiriyor. Bu nedenle bu spor benim hayatımın hem önemli hem de en kıymetli parçasını oluşturuyor diyebilirim. Bu spora gönül verecek arkadaşlarıma da tavsiyem, önce aşk duymaları lazım bu spora ki yoğun çalışma tempolarından haz duyabilsinler. Çünkü bu sporda başarı, aşk ile çok çalışarak elde edebileceğiniz bir şey.

Erkan Ozbey: Bu spora yeni başlamak isteyenler nasıl bir yol izlemeli? Bu sporu senden öğrenmek isteyenler sana nasıl ulaşabilir?

Eylül Kibaroğlu: Çağımız internet çağı malumunuz. Ben de elimden geldiğince, yol gösterici olması adına sosyal mecralara öğretici videolar yüklemeye çalışıyorum. Oralardan takip edebilirler ve ya Ankara Tunalı Hilmi caddesinde “trickshot” isimli kendi spor salonum var. Oraya da gelerek bana ulaşabilirler. Tabi bir de bunların dışında şunu belirtmek isterim: bu spor branşı ülkemizde maalesef hak ettiği ilgiyi göremiyor. Bunun en büyük sebebi de medyanın bu spora olan ilgisizliğidir. Medyamız gerektiği ilgiyi gösterse eminim ki bu spor daha büyük kitlelere ulaşacaktır ve dolayısıyla da bu spora gönül vermek isteyen birçok sporcu çıkacaktır. Mesela, bizler bu camia dışında tanınmıyoruz. Türk halkı bizim başarılarımızı, herhangi bir magazinsel ve önemi olmayan konular kadar bilmiyor. Bu da çok üzücü bir durum. Bu noktada medyaya önemli bir rol düşüyor aslında. Ne diyeyim inşallah bu rolü bundan sonra gereğince yerine getirirler.

Erkan Ozbey: Şimdi biraz da özel hayatına değinmek istiyorum müsadenle. Eylül Kibaroğlu’nun maskülen bir tavrı var. Bunu bilardoyla bir ilgisi var mıydı?

Eylül Kibaroğlu: Aslında evet öyle bir yapım var. Beni ilk görenler çok sert göründüğümü söylerler ancak muhabbet ettikten sonra bu fikirleri daima değişmiştir. Bilardonun da bu yapıya tabi ki bir etkisi olmuştur ama asıl etki küçük yaşta babamı kaybetmem diye düşünüyorum. Çünkü babamın yokluğu bize hayata karşı dik durabilmemiz için birtakım roller yükledi. Tüm bunlar tabi benim hayat tarzımı belirlememde etkili olan durumlardı. Dolayısıyla kendi hayat düzenimi, bazı insanlara garip gelse de kendi yapıma uygun kurdum diyebilirim. Mesele ben kısa saç seviyorum ve bu tamamen beni ilgilendirir. Nasıl ki ben başkalarını dış görünüşüyle yargılamıyor ve saygı duyuyorsam aynı saygıyı da beklerim. Ön yargılarımızı bir kenara bırakarak; benim başarılarıma, yaptığım güzel işlere baksınlar diye düşünüyorum. Ülkeme sağladığım gurur tablolarıyla anılmak istiyorum saçımın şekli, dış görünüşümle değil.

Erkan Ozbey: Çok haklısın inşallah toplumca ön yargılardan uzak insanların başarılarına odaklı bir anlayış içinde oluruz. Yeri gelmişken yeniden başarılarına dönelim. Pool bilardoda Avrupa şampiyonu olan tek kadın sporcumuzsun, biraz da bundan bahsedelim.

Eylül Kibaroğlu: Evet, Türkiye’de Pool bilardoda tek Avrupa şampiyon olan sporcuyum. Daha çok erkek egemen bir branş gibi dursa da ben bu algıyı yıkarak Avrupa şampiyonu oldum. Ancak maalesef ülkemizde bu başarılar çok da gündeme gelmiyor. Mesela Avrupa şampiyonu olduğumda Federasyon başkanımızın beni karşılamaya bile gelmemesi, ülkesine şampiyonluk getiren bir sporcu olarak çok üzücü bir durumdu. Çok şükür ki artık bu durumlar değişti. Günümüzde Federasyonumuz oldukça bizlere destek oluyor ve sporcularının arkasında duruyor. Destek önemli biz sporcular için tabi ama yine de en önemlisi bu spora gönül vermiş sporcuların kendilerinin farkında olarak bu yolda ilerlemesidir. Çünkü, bana destek verilmiyor deyip durup beklemek yerine yeri geldiğinde kendi sponsorlarını bularak yola devam etmek gerekir. Ben de öyle yaptım zamanında ve hala da öyle yapıyorum.

Erkan Ozbey: Çok keyifli bir röportaj oldu, çok teşekkür ederim hem kendi adıma hem de Sohhox okurları adına. Son olarak bizlere söylemek istediğin bir şeyler var mı?

Eylül Kibaroğlu: Öncelikle bende sana ve Sohhox’ a teşekkür ederim. Bilardonun tanıtılmasına katkı sağladığın ve ayrıca kendimi anlatma fırsatını da derginiz aracılığıyla bulduğum için de mutluluk duydum. Tüm Sohhox okurlarına sevgilerimi iletiyorum.

Önceki İçerikÜmit Ünal
Sonraki İçerikDr. Buğra A.Buyrukçu

Son Konular