spot_img

Prodüktör Erkan Ozbey

Sizi Biraz Tanıyabilirmiyiz?

Hani klişe bir yanıt vardır ya: kendi halinde diye. Sanırım ben tam olarak o kişiyim. Kendi halinde, sadece odaklandığı dünyaya kulak kesilmiş, dış etkenlerden arındırılmış; müzik, resim ve tasarımla tek düze bir hayat denilebilir.

Müzik ile tanışmanız nasıl oldu? Müzisyen olmaya nasıl karar verdiniz?

Çocukluğumda müzisyen olmaya dair emare taşıdığım söylenemez. Lakin benim çocukluğumda müzik kanalları vardı. Kral TV, MMC benzeri. Doksanlı yılların hızlı siyasi çalkantıları ve ana haber bültenlerinden bir kaçıştı sanırım Kral TV falan açmak. Bence bizim kuşağın müzisyenlerinin tümü biraz Kral TV ve MMC falan. Yani müziğe başlamamı bu televizyon kanallarının doğuşuyla eş güdümlü addedebiliriz. Sürekli bu kanallarla vakit geçirip kendince perküsyonla şarkılara eşlik etmek gibi düşün yani.

Bu işi yapmasaydınız ne yapardınız?

Seyyah falan olurdum sanırım. Yeni tabirle gezgin. Çaresiz bir arayış ve keşfetme ihtiyacı

Kıyaslama yaparsanız en kaliteli müziği kim yapıyor Türkiye’ de

Birçok iyi, adı kulağımıza aşina isim var ama bana göre sanat çaresizliklerden türeyen bir olgu olduğu için bana kalırsa en iyi müziği youtube vs platformlardaki amatör isimler yapıyor. Dolayısıyla tek bir isim vermem söz konusu değil. İyi bir sosyal medya ya da youtube, dailymotion takipçisi ne demek istediğimi anlamıştır.

Peki siz ne tarz müzikler dinliyorsunuz? Hangi sanatçıyı dinliyorsunuz?

Bir insanın kulağını, hayatını tınılar yani müzik işgal etmişse değil bir tür; o kimsenin kulağını duyduğu her ses işgal eder. Bu bağlamda Rap’ten Klasik müziğe kadar uzanan bir skaladan bahsetmiyorum. Hep söylüyorum: John Cage’in 4.33 adlı eserini düşünün mesela. Uzun bir es. Uzun bir sessizlik. Sessizliğin tınısı. Bence öncelikle tüm müzikle uğraşan kimselerin uzun uzun dinlemesi gereken koskocaman bir es.

Hiç parasız kaldınız mı? Kaldıysanız hayalimizi yine de gerçekleştirmek için ısrar ettiniz mi?

Parayla aramdaki ilişki amiyane tabirle hep tek gecelik ilişki dedikleri şey gibi oldu hep. Dolayısıyla sabahında mutsuz kalktığım bir şey hakkında uzun uzadıya yorum yapmayı dahi gereksiz sayıyorum. Hayallerim ve para arasındaki korelasyona gelecek olursak; hayalim kendimi bildikten, tanıdıktan sonra hep müzikle uğraşmak oldu. Çok şükür bir şeyle hiç olmazsa zihinde dahi uğraşmak için paraya ihtiyaç kılmamış tanrı. Müziği hiç olmazsa düşünmek için kimseye para ödememem gerektiği için tanrıya çokça şükrediyorum.

Hayatınız da bir dönüm noktası oldu mu? olduysa o zaman ki koşullar nelerdir?

Tam keskin bir viraj mı bilmiyorum ama şairin bir dizesi var ya hani;

“Bana yaşatma tekrar

mahşer günü utancını Allah’ım

kendimle yüzleştirerek.

Artık aya bakmayacağım

yıldıza yakarmayacağım.

Aşkın ne olduğunu biliyorum artık”

Aşk gerçek bir yüzleşmedir diyebilirim.

Koşulları soruyorsunuz. Ona da şöyle cevap vereyim: aşk başlı başına bir olmazdır zaten. İmkanı ya da koşulu henüz daha bulunamadı.

Üç cümle ile kendinizi nasıl ifade edebilirsiniz?

Üç cümleye gerek yok bana kalırsa. Bir kimyevi karışım misali bir insanın hayatında asla bir araya gelmemesi gereken üç element, üç kavram vardır: tutarsızlık, bilinç ve doyumsuzluk. Biraz tutarsız, biraz doyumsuzum ve bilincim bu tezatla ciddi bir savaş veriyor.

Önceki İçerikMeltem Sarıkışlalı
Sonraki İçerikOyuncu Gökhan Atayan

Son Konular