spot_imgspot_img

Tansel Ergün

YAŞAM KOÇU VE TERAPİST   TANSEL ERGÜN İLE ÇOK ÖZEL RÖPORTAJ

TANSEL ERGÜN: “Yaşanmamış hayatlar dünyadaki bütün savaşların ve kötülüklerin temelidir.”

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Sakarya doğumluyum. Evli ve 4 çocuk annesiyim. İktisat Fakültesi mezunuyum. Yaşam koçu ve submental terapistiyim. Çok sevdiği mesleğini icra eden ve bu konuda kendini şanslı gören biri olarak hayatımı sürdürmekteyim.

Alanında uzman bir yaşam koçu olarak mesleğinizi seçmenizdeki sebepleri bizimle paylaşır mısınız? Bu yola çıkış hikâyenizi dinlemek isteriz.

Sanıyorum ki, insanlara yardım etme evresinde olan büyük bir çoğunluk hayatında bir çok zorluğu deneyimlemiş kişiler, ben de onlardan biriyim.

Beni yetiştiren, bugün insanlara rehberlik yapmamı sağlayan kişi değerli hocam Ocak Korhan Özduru’ya ibs (irritabl barsak sendromu) rahatsızlığım sebebiyle gitmeye başladım. Her gidişimden sonra kendimde büyük değişimler gözlemledim. Ibs nedeniyle yaşadığım tüm kâbuslarım bitti, kilo verdim ve bilinçaltımda olan fakat farkında bile olmadığım birçok sorunum çözüme kavuştu. Sonrasında hocamın verdiği ikna atölyesi eğitimlerine katılmaya başladım. Kendime, hayata, insanlara karşı bakışım çok olumlu bir şekilde değişmeye başladı. Eğitimlerime; Beden Dili, Temel Hipnoz, İleri Hipnoz, Bsc (Standart Ötesi Koçluk), Submental, Değişimle Randevu olarak devam ettim ve şimdilerde hocamdan devraldığım bayrağı insanlara yardımcı olarak sürdürmenin gururunu yaşıyorum.

Sizden danışmanlık hizmeti almak isteyenler için süreç nasıl işliyor?

Öncesinde yaptığım telefon görüşmesiyle sorunu genel hatlarıyla belirliyoruz, daha sonrasında randevulaşıp seanslarımıza başlıyoruz.

Çok istisna hâller dışında 15 günde bir yüzyüze olacak şekilde çalışmalarımı sürdürüyorum. Pandemi sebebiyle Sakarya dışında ve yurt dışında olan danışanlarıma online olarak hizmet veriyorum.

Verdiğiniz danışmanlık hizmetiyle birçok danışanınıza rehberlik ediyorsunuz, danışanlarınız genel olarak hangi sıkıntıyla size geliyor?

Genelleme yapacak olursam; çeşitli travmalar, takıntılar (tırnak yeme, obsesyon, yaptıkları eylemlerden emin olunamayan hâller) korkular, bugünden çok geçmişte yaşayanlar, fibromiyalji, migren, panik atak, anksiyete bozuklukları, aşk acısı yaşayanlar, yakınlarını kaybeden kişilerin yoğun şekilde yaşadıkları yas acıları, erteleme sendromları, affedememe, uyku bozuklukları gibi örnekler verebilirim.

Yaşam koçluğu ile birlikte profesyonel bir terapist ve submental tekniğini uyguluyorsunuz. Bize biraz da Submental’dan bahseder misiniz?

Submental’ı geçmişte yaşanan kötü anıları, olumluya çevirmek olarak tanımlayabilirim. Submental’dan önce insanları tetikleyen, onlara kötü hissettiren anı parçacıkları, Submental’dan sonra hatırlarına gelse bile ne iyi, ne kötü nötr ve umursanmaz bir anı olarak kalıyor onlar için ve bu da iyileşmeyi başlatan bir adım oluyor.

Submental Tekniği, kişileri hafif bir transa almamız sonucunda sorunu bulduğumuz, sonrasında ise EFT ve NLP ile birlikte destekleyerek muhteşem sonuçlar aldığımız bir teknik. Hatta şunu da belirtmek isterim;

Az önce de bahsettiğim hocam, Ocak Korhan Özduru çok yakın bir zamanda herkesin okuyup faydalanabileceği ve benim de redaktörlüğünü yaptığım “Submental” adlı kitabını yayınlayacak. Böylelikle bireyler Submental’ı ve kişilerin iyileşme sürecini okuyabilecekler. Bu kitaptan herkesin kendinden birşeyler bulacağına ve başucu kitapları olacağına eminim.  Hatta kitabı okuyan birçok insan kolaylıkla sorunlarına çözüm bulabilecekler.

Bilinçaltı çalışmalarıyla hedeflediğiniz “Yeni bir sen” ile danışanlarınıza farklı bir deneyim yaşatıyorsunuz. Bu çalışmanın içeriğinde neler var?

Tabii ki; “Yeni Bir Sen” sloganımdaki amaç; kişilerin hayatlarına dokunarak, onların aslında kendilerine bile yabancı oldukları versiyonlarını ortaya çıkarmak.

Esasında görüyorum ki herkes daha iyi olma çabasında fakat çoğunluğun yaptığı eylem yalnızca “istemek”. Olay sadece istemekte kalırsa, eylem, çaba, azim olmazsa maalesef bu durum “gerçekleşmeyen bir hayâl” olarak hayatlarımızda kalıyor.

Biz ise insanların istek ve hedeflerine ulaşırken önündeki engellerin neler olduğunu tespit edip, sonrasında bunları engel değil de hedeflerine ulaşmak için çıkış basamağı olarak görmelerini sağlayabildiğimiz an kişilerin içlerindeki “Yeni Bir Sen”leri bulabiliyor ve onların da görmelerini sağlayabiliyoruz.

Esasında koltuğa oturan her kişinin bilinçaltı 5-6 yaşında. Bilinçaltımız ise alışkanlıklarla öğrenebilen bir yer. Neyi tekrarlarsak zamanla tekrarlanan o durum bizim gerçekliğimiz, huyumuz hâline geliyor. Keza bilinçaltı iyiden, kötüden, doğrudan, yanlıştan anlamaz. O sizin ona sık sık neyi verdiğinize bakar ve öyle çalışır. Hissettiğimiz olumsuzluk olsa bile onu hissetmek, aşina olduğu o duyguyu düşünmek bilinçaltımızı rahatlatır. Danışanlarımda yapmaya çalıştığım şey duyguları ve mantıklarını olabildiğince eşit düzeyde kullanıp, gerçekleriyle yüzleşebilmelerini sağlamak, bir problemle karşılaştıklarında “Bu neden benim başıma geliyor?” yerine “Bu sorunu nasıl çözerim?” bakış açısını geliştirebilmek.

Sizce insanlar size kaç seans gelmeliler?

Bu durum kişilerin sıkıntılarına göre değişkenlik gösteriyor. Fakat birçok kez ilk görüşmelerimde karşılaştığım soru; “Tek seans yeterli mi?” oluyor. Belki de bizlerle birlikte büyüyen yıllarca zihnimizde olan sorunun elimizde sihirli bir değnek varmışçasına bir gün içinde biteceğini ummak anlamsızlık olur. Esasında bizlere gelen ve sürecini istikrarlı bir şekilde sürdürebilen her kişi kendi hayatında ne olmasını istiyorsa o hedefe kolaylıkla ulaşabiliyor. Hatta bazen istediğini sandığı o şeyi istemediğini farkedip, hedefini gerçekten istediği bir biçimde kendi gerçekliğine uygun olarak belirleyebiliyor.

Siz, size gelen her kişiye mutluluk vaad ediyor musunuz?

Hayır, benim amacım insanları sahte bir mutluluk balonu içine sokmak değil. Hayatta başa çıkamadıkları,  karmakarışık hâle gelmiş duygularını yönetebilmelerini sağlamak. Çünkü hayat ve bize getirdikleri toz pembe değil. Ancak kişilerin seanslar sonrasında, kendilerinde gördükleri ilerleme onları fazlasıyla mutlu ediyor.

Danışanlarınızla aranızda çok güçlü bir bağ olduğunu görüyoruz. Bunun temelinde ne yatıyor?

Belki de bu başarı benim de o süreçlerden geçtiğim için olabilir. Sanırım bundan dolayı onlarla güçlü bir empati yapabiliyorum. Bir kişinin bile hayatını olumluya çevirebilmek benim için paha biçilemez bir duygu. Çünkü bu durum yalnızca o kişiyle sınırlı kalmıyor. Danışan, ailesi, eşi, çocukları ve etrafındaki herkese kelebek etkisiyle sirayet eden bu durum beni çok mutlu ediyor.

Son olarak buradan okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

Buraya kadar yazımızı okuyan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi sunarım. Unutmayın, bizi yöneten ve tüm bedenimize %95 oranında etki eden bilinçaltımızdır. Düşüncelerimizi pozitife dönüştürmeyi başardığımızda değişim başlıyor. Bakış açımız değiştiğinde, hayatımız da değişiyor ve çoğu kez suç, suçladığımız kişilerde değil sadece bizde oluyor. Bir bakıyoruz ki aslında biz karmakarışık duygularımızı örtbas etmek ve kendimizi haklı çıkarmak için bir sürü bahane bulmuşuz.

Ancak düşüncelerimizi düzenleyerek, konfor alanlarımızdan çıkarak, seçimlerimizle birlikte önceliklerimizi olması gerektiğini bize en uygun hâliyle belirleyerek dengeyle ilerlemeye başladığımızda çok keyifli bir yola çıkmış oluyoruz. Biz yalnızca kontrol edebildiklerimizden sorumluyuz, yani kendimizden.

Erich Froom’un çok sevdiğim bir sözü var;

“Yaşanmamış hayatlar dünyadaki bütün savaşların ve kötülüklerin temelidir.”

Bizlere armağan edilen bu hayatımızı kendi gerçekliğimize en uygun hâliyle yaşayabilirsek, dolu dolu bir hayat sürmüş oluruz.

Bir gün herkesin yalnızca kendilerine has “Kişisel Versiyon”larını bulabilmelerini tüm yüreğimle dilerim.

Önceki İçerikNezih Allıoğlu
Sonraki İçerikHatice Karakaya

Son Konular