spot_img

Hatice Karakaya

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? 

Dört çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak 1976 yılında Adana da hayata merhaba dedim. Kendimi tanımaya ve anlamaya başladığım o ilk günden itibaren sezgilerim hayatımı yönlendirmeye başladı. Fakat daha sonra öğrenilmiş bazı kalıplardan sebep sezgilerimi dinlemek, onlara göre hareket etmek bana yanlış gelmeye başladı. Kendimi hep yaşıtlarımdan farklı görür onlarla pek de fazla anlaşamazdım. Ben de herkesin yaptığı şeyleri yaparak uyum sağlamaya çalıştım hayata. 

Bir yerlerde bir şeylerin hep eksik olduğunu fark etmeme rağmen o eksik parçayı bulmaya cesaretim de yoktu. Ama okumaya, araştırmaya, öğrenmeye hep bir merakım vardı. Artık kendime daha da yabancılaştığım bir dönemde içimdeki sesi dinleme vaktinin geldiğini anladım .Okuduğum kitaplar bir yere kadar sorularıma cevap verirken enerji ve frekansın hayatımda ne kadar önemli olduğunu fark edip Thetahealing ile tanıştım. 

Thetahealing uygulayıcı eğitimlerimi tamamlamaya başlarken beraberinde birçok eğitimler de almaya  başladım. Aldığım tüm bu eğitimlerle ruhum zenginleşirken aslında tüm bu yolculuğun kendimden kendime olduğunu bir kere daha fark ettim. 

2019  yılın da Rusya da Thetahealing eğitmenlik eğitimimi tamamladım. 

İzmir Alsancak ta bir buçuk yıl Serkan Özkan Akademi de Thetahealing uygulayıcısı ve eğitmeni olarak görev aldım. 

Araştırmacı yazar Göktürk Ramu nun son kitabı olan Balaeskar da Esmaül Hüsnalar la ilgili kısmında destek vererek kitabında yer aldım. 

Halen İzmir de çalışmalarıma devam etmekteyim. 

  *Spritüal danışmanlık alanında birçok farklı çalışmaya hakimsiniz. Bize biraz bunlardan bahseder misiniz? 

Spritüal dünya çok zengin. Her tekniğin kendine has güzellikleri var. Ben kendi yolculuğuma çıktığımda hem içimdeki bilgiye olan açlığı doyurmak hem de farklı bakış açılarını görmek adına pek çok tekniği öğrendim. Danışmanlıklarımda Thetahealing ağırlıklı olmak üzere bütün teknikleri ihtiyaca göre kullanıyorum. Çünkü her insan farklı bir dünya ve kendine has yaşanmışlıkları var. O yaşanmışlıkların içerisine sıkışıp kalmış olan kişiyi kendi blokajlarından özgürleştirirken sezgisel olarak hangi tekniğe ihtiyacı varsa onu kullanıyorum. Vedik astroloji kişinin karmalarını ve ruhsal sözleşmelerini net  bir şekilde gösterir. Astrolojiyi de bu anlamda çok sık kullanıyorum. 

Şimdi iki kardeş düşünün. Biri konuşkan, hayata eğlenerek bakmayı seviyor. Diğeri daha sessiz ve duygularını göstermeye cesaretsiz. Aynı anne babadan olmalarına rağmen iki farklı insan. Bunlara aynı şeyi aynı yöntemle öğretmeye çalışmak ne kadar zor olur değil mi? Her ikisininde öğrenme ve idrak etme dili farklı. Dolayısıyla bu iki kişiyle kurulan iletişim dilinin de farklı olması gerekir. Benim kullandığım tekniklerde danışanın iletişim diline göre ve ihtiyacına göre şekilleniyor. Sonucunda da memnun yüzler ve mutlu insanlar görmek beni çok mutlu ediyor. 

*Thetahealing Eğitmenliğinde uzmanlaşarak altıncı modüle kadar yükseldiniz. Thetahealingi sizden dinlemek isteriz.  

İnsan hayatındaki sancılar, acılar, bazen öyle yollara götürür ki kişiyi, bambaşka kapılar açılır, sorduğu sorulara yanıtlar evrenden en naif sekliyle yoluna çıkar. Belki de tam da bu sebeple Thetahealing benim yaşam felsefem oldu. Zira “Tanrı zar atmaz” der Einstein, tesadüf yoktur evrende. 

 Günümüzde o kadar çok enerji modeli ve şifa tekniği var ki, her birini irdelemeye insan ömrü yetmez sanırım. Ama bir taraftan umut tacirliği ile insanların naif duygularının kullanıldığına da maalesef şahit oluyoruz. 

Çok klasik tabirle hayatımın altını deneyimlediğim bir dönemde tanıştım bu teknikle. Önce seans aldım ne olduğunu ve bende nasıl bir etki bırakacağını görmek için. Tekniğin bende oluşturduğu değişimi görünce seminerlerine katılmaya karar verdim. Ardından eğitmenlik eğitimlerimi de tamamladığımda artık bambaşka bir ben olmuştum. Üstelik bunlar 7 ay gibi kısa bir sürede gerçekleşti.  

İnsanoğlu kendi üzerinde deneyip sonuç almadığı, hiçbir enerji modelini ya da uygulamayı değil başkasına tavsiye etmek, sözünü dahi etmemeli. Kişinin kobayı önce kendi olmalı. Sonucunu görmeli, yol kat ettiğine tanık olmalı ve en son kendindeki ilerlemeyle mutlu olduğu takdirde, açılmalı daha büyük denizlere. Ben tamda bunu yaptım. 

Theta Healing etkisinin anlaşılması acısından beyin dalgalarının frekanslarını bilinmesinde fayda görüyorum. Theta beyin dalgası derin uykuya geçmeden önceki frekanstır (4-7.5hz arası). Normal şartlarda beynimiz beta frekansındadır (13-30 hz). Bu frekansta yapılan meditasyon bilinçaltının açılması acısından önemlidir. 

Epigenetik olarak atalarımıza ait travmaların sonraki kuşaklara aktarıldığına dair bulgular artık günümüzde netlik kazanmıştır. 

Danışanın travmalarıyla ilgili ya da DNA’larına atalarından aktarılan genetik, kalıtımsal duygu, düşünce, inanış ile ilgili çalışma yapılırken hayatını olumsuz yönde etkileyen inanış yerine, en uygun olum lama yüklenir. Tarlaya tohum ekmeye benzer bu işlem ve çok hızlı sonuç alınır. 

Başka ilginç yani ise, yıllar sonra Vianna Stibal(tekniğin kurucusu), bu meditasyon tekniğinde kullandığı imgelemenin, bilimsel teorilerde açıklanan bir atomun kara delik (black hole) içinden geçerken yasadığı proseslere benzerlik gösterdiğini keşfeder. Bambaşka kapıların bu meditasyon tekniği ile gerçekleşmesinin sebeplerinden biri belki de budur. Dolayısıyla Thetahealing tekniğini yaşamınıza entegre ettiğinizde matrixten çıkıp kendi gerçekliğinizi yaratırsınız. Gerçek ve iliz yonun farkını görüp, kendi sanrılarımızın dışına çıkarak içimizdeki yaratıcı güçle yol aldığımız bir felsefedir diyebilirim. 

Thetahealing temel seviye eğitimleri arda arda olacak şekilde 3 günden 2 modül şeklindedir. Daha ileri seviye eğitimleri bu 2 modül tamamlandıktan sonra alınabilir. Thetahealing eğitmenleri tarafından verilen bu eğitimler  Thetahealing İnstitude of Knowlodge tarafından onaylıdır. Kişiler bu eğitimlere katıldıklarında her modül sonunda aldıkları belge ile uluslararası uygulayıcı olmaktadırlar. 

Niyetle baslar her şey, eğer niyetiniz kendi içinize dönmek, kendinizle yüzleşmek ise ve hayatınızın belli alanlarında bloke olduğunuzu, ilerleyemediğinizi düşünüyorsanız, sonuca varamadığınızı, ya da ayni kısır döngülerin içinde mütemadiyen kendinizi bulduğunuzu düşünüp, sebeplerini merak diyorsanız danışmanlık ya da eğitim alma ihtiyacı içine girersiniz. 

Spritüal Koçlukta aslında kişiye ilk önce kendini tanıtıyorum. Hayatta neyi neden yaşadığını ve aslında neleri yapabileceğini ona net bir şekilde gösteriyorum. Biz farkında olsak da olmasak da bizim  hayatımızı yöneten yer bilinçaltı. Bana gelen danışanlarla geçen görüşmelerimiz boyunca onlara bilinçaltlarını nasıl yönetebileceklerini ve ruh zihin beden dengesini nasıl oturtabileceklerini çalışıyorum. 

Kendi hikayemden de bildiğim için insanlar hep bir kaosa düşüpte buradan çıkamadıklarında spritüal dünyaya çekilmeye başlıyorlar. Seans ya da seminer süresince de yaşamlarının döngüsünün olmasını istediklerinin de üstünde hızlıca pozitif bir döngüye girdiklerine şahit oluyorlar. 

Bana göre spritüal hayat normal hayattan ayrı değil. Fakat bizler büyürken bir şekilde bu farkındalığı kaybediyoruz. Evren içinde sonsuz olasılıkların bulunduğu muazzam bir alan. Bu alandan bizler bilinçsiz bir şekilde negatiflikleri kendimize çekerek yaşadığımız hayata kader diyoruz. Oysa kader diye nitelendirdiğin şeyi sen kendin çektin. Yaradan’ın bizlere garezi olmadığı gibi bizlerle bir alıp veremediği de yok. Neden sana travmalarla dolu kaotik bir hayatı kader diye versin ki? Eğer öyle olsaydı ahiretteki hesabın bir anlamı kalır mıydı? Bizler yaratanın bize verdiği zihinle kendi kaderimizi kendimiz yazarız. Neyi ne zaman yapacağını bilerek ve kolektife hizmet ederek istediğin her illüzyonu kendi realiten yapma halidir spiritüalizm. Kuantum alanda sonsuz olasılıklar var ve orda bizi bekliyorlar. 

*Düzenlediğiniz Thetahealing Derin Kazma Semineri oldukça ilgimizi çekti. Bizlere biraz bu seminerden bahseder misiniz? 

Derin Kazma Semineri Thetahealing tekniğinin 3. modülüdür. İlk iki seminerdeki teknikleri kullanarak kişinin en derin bilinçaltı kayıtlarına ulaşıp orda bir revizyon yaptığımız süreçtir. Atalardan gelen aktarımları, öz seviye ve genetik seviyedeki kodları, ruhsal seviyedeki blokajları çözümleyerek kişinin sezgi selliğinin ve ruhsallığının boyutlarını gördüğü muhteşem bir dönüşüm sürecidir.  

Bilinç üstü ve bilinçaltında olan inanç ve düşünce kalıpları birbiri ile çeliştiği sürece kişinin istediği gibi bir hayatı yaratma ya da hayatını şekillendirme şansı yoktur. Yaradan bize sonsuz sınırsız kaynak vermişken yaşadıklarımızı sadece kadere atfetmek de bir nevi konfor alanında kalma bahanesi ve tabii ki insan doğası olan değişime gösterdiği dirençten kaynaklanır. 

Freud ve Carl Jung’da bilinçaltında kalan şeylerin yok olmadığını fakat daha ziyade yaşamlarımızda kader ve talih olarak yeniden yüzeye çıktığına inanmıştır. Carl Jung “Bilinçaltı düşünceleriniz, bilince çıkmadıkça bütün hayatinizi yönlendirir ve siz buna kader dersiniz” söylemi ile bunu çok iyi açıklar. 

Bu seminerde tüm bu blokajlar ortadan kalkmaktadır. 

*Başarılı bir Bilinçaltı Dili Uygulayıcısı ve Eğitmeni olarak bize bu sistemin öneminden bahseder misiniz? 

Konu sınırlaması yoktur. Her konuda çalışılabilen, kolay, etkili ve an ’da sonuç veren bir tekniktir. 

Her türlü duygusal blokaj, bağımlılıklar, aşk ve ilişkiler, ruh eşi çalışması, maddi problemler, korkular, fobiler, hastalıklar, tikler, hedef çalışması ve bunun dışındaki pek çok konu Bilinçaltı dili tekniği ile çözümlenir. 

Sizde Sıra dışı Kolay ve Keyifli Bir Deneyim Yaşamaya Hazırsanız, Eğitim vermekten zevk duyarım. 

*Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz? 

Enerji ile şifa tekniklerine tepki göstermek, ya da burun kıvırmak evrenin işleyişini algılayamamaktan ileri geldiğini düşünürüm. Hayal ettiğiniz şeyin önünde tek engel yine “Siz ”siniz. Kendinize bir iyilik yapın ve önünüzden çekilin. Korkularınız, varsayımlarınız, hatta o hayallerin olma ihtimalini küçümseyerek realist olduğunu düşünen yine sizin bilinciniz ve tabii ki alt bilincinizde bu inançları destekleyen kaygılarınız da buna sebep. 

Hayal ettiğiniz her şeyi hak ediyorsunuz, yeter ki kendinizle yüzleşmeye ve içe dönmeye ve bilinçaltınızdaki gerçeklikleri keşfetmeye cesaretiniz ve inancınız olsun ve evet bu mümkün, nasıl olacağı ile ilgilenmeyin, bırakın, sadece akışta kalın. Sonuca odaklanarak dirençte göstermeyin. 

Kaç mevsim geçti ömrünüzden, kaç ayaz vurdu dallarınıza? Can kırıklarınız, bastıkça kanattı mı ayaklarınızı? Sizden başka kim sardı yaralarınızı? Sesinizi kimin duymasını istediniz de duymadı? Bütün bunlar cevapları sizde. Ben size kendi cevaplarımla geldim. Ruhunuzu ruhumda hissediyorum. Şu an ki sizden yeni sizi çıkartmaya beraberce var mısınız?  

Önceki İçerikTansel Ergün
Sonraki İçerikKemal Kuyumcu

Latest Articles