spot_imgspot_img

İzzet Çivril

Ünlü oyuncu İzzet Çivril ile Sohhox’ a özel yaptığımız keyifli röportaj

Röportaj: Erkan Ozbey instagram

İzzet Çivril: “Bizim en büyük ilacımız sevgi, kardeşlik, dostluk!”

SORU: Merhaba İzzet Bey, öncelikle bize zaman ayırıp, Sohhox dergisi için bu röportajı yapmayı kabul ettiğiniz için size teşekkür ederim. Türkiye sizi yakından tanıyor ama biz bir de sizi sizden dinleyelim desek, bize neler söylersiniz?

ÇİVRİL: Merhaba, ben İzzet Çivril. Son derece özverili, sevgi dolu; doğayı, insanı, yaşamı seven doğal ve samimi bir insanım. 45 senesini sanat yaşamına adamış, Ankara Devlet Operasından emekli bir sanatçıyım. Ankara Devlet Tiyatrosunda; Yer Demir Gök Bakır, Sandalım Kıyıya Bağlı, Deli Dumrul gibi birçok önemli yapıtta yer aldım. Ayrıca, Damdaki Kemancı, Öp Beni Kate gibi son derece önemli müzikallerde rol aldım. Cüneyt Gökçer ile karşılıklı oynama şansına da eriştim. Birçok sinema filmi projesinde de bulundum. Bunlardan biri de: “Fetih 1453” İsodor karakteriydi. Ve tabi sizlerin de yakından bildiği “Kurtlar Vadisi” dizisinde ak saçlı karakterini canlandırdım. Kısacası sanatla dolu, son derece keyifli bir 45 yıl geçirdim diyebilirim.

SORU: Kurtlar Vadisi’nde bambaşka bir karakterle karşımıza çıktınız. Çok beğenilen bir karakterdiniz. Set dışındaki normal hayatınızı devam ettirirken nasıl tepkiler aldınız?

ÇİVRİL: İlk bir iki bölümden sonra beni döveceklerdi neredeyse. Memati’ yi ben öldürmüşüm gibi bir izlenime kapılmışlar nedense. Sonradan benim iyi bir karakter olduğumu anladılar ve gerisi çok keyifli geçti. İzleyici ile aramızda çok güzel bir enerji yakaladık. Çok sevildi karakterim, gittiğim her yerde bir ihtimam, izzet-i ikram gördüm. Ne mutlu bana diyorum, izleyici ile aramda böyle sıcak bir bağ oluştuğu ve enerjimin onlara yansıyıp karşılığını olumlu olarak aldığım için. Pana filmin bize verdiği bu güzel görevi en iyi şekilde ifa ettiğime inanıyorum ki çok şükür bu yönde tepkiler almış olmam da bunu gösteriyor diye düşünüyorum. Ayrıca, üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala tanınıyor olmak da bir oyuncu için çok güzel bir duygu.

SORU: Evet bu karakter hafızalara kazındı. Neredeyse bir sezon bir çok bölümde oynadınız. Peki gelecekte yeni projeler var mı? Ben bazı duyumlar aldım ama sanırım daha netleşmiş proje yok. Bu yeni projelerden biraz bahsetmek istermisiniz?

ÇİVRİL: Doğru duyum almışsınız. Evet, gündemimde bir iki proje var. Fakat şu an içinde bulunduğumuz pandemi dolayısı ile bir erteleme söz konusu oldu, bekliyoruz. Bunlar dışında da gelen teklifler var ancak uzun soluklu bir iş olmadıkça çok sıcak bakmıyorum şu an için. Pandemi bizim sektörde de büyük sıkıntılara sebep oldu malum. Dizi, film, tiyatro sektörünün hepsi çok büyük sıkıntılarla mücadele ediyor maalesef. Ayrıca, beni çok mutlu eden bir projemden de bahsetmek istiyorum; bu yıl ödül alan Kargalar Kafeste müzik grubuna dahil oldum. Dizi, sinema işlerimin yanı sıra artık müzikle de uğraşmaya başladım. Pandemi biter bitmez provalara başlayacağız. Beni çok heyecanlandıran bir proje bu, sahnede nostalji müziğinden tutun pop müziğine, hatta şiir performansına kadar birçok renkli ve keyifli performans sergileyeceğim. Müzik benim için 40 sene evvelinde ara verdiğim ancak kalbimin bir köşesinde hep sağlam bir yeri olan tutkuydu aslında. Dalayısıyla bu proje benim için ayrı bir önem arz ediyor ve çok sıkı bir şekilde hazırlanıyorum. Nostaljik parçalardan; oçi çorniye portofino, out on lives, overn the cent gibi, Türkçe pop nostaljiden; Tanju Okan’ın hasret, öyle sarhoş olsam ki, boş sokak gibi birçok güzel eserden oluşan harika bir repertuar hazırlıyorum. Umarım içinde bulunduğumuz bu pandemi bir an evvel biter ve sağlıklı günlere hep birlikte kavuşuruz ve bir an evvel bu güzel işlerle izleyicilerimiz ve dinleyicilerimizin karşısına çıkarız. Projeler hayata geçtiğinde yine ilk duyacak olan sizler olacaksınız, buradan size de bunu belirtmek isterim.

SORU: Projelerinizden ilk bizim haberimizin olacak olması çok güzel. Bunun için Teşekkür ederiz. Bu klasik eserlerin yanı sıra şiirden bahsettiniz acaba bizimle de şiirlerinizden birini paylaşır mısınız?

ÇİVRİL: Tabii ki, neden olmasın. Ben barışı ve kardeşliği simgeleyen şiirleri çok severim. Onlardan bir örnek olarak Ritsos’un, Lemnos’ta sürgündeyken bile yüreğinde ki sönmeyen ateşi “barış”ı konu alan ve aynı adı taşıyan şiirinden minik bir kısmını sizlerle paylaşayım.

Çocuğun gördüğü düştür barış.

Ananın gördüğü düştür barış.

Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

Barış, ışın demetleridir yaz tarlalarında,
İyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.
Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya kuracağız demesidir ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.

Evet, kardeşlik dostluk aşk sevgi hepsi var bu şiirde. Bizlerde sevgiyle yaşayalım, sevgiyle kalalım. Bizim en büyük ilacımız sevgi, kardeşlik, dostluk.

SORU: Barışı, sevgiyi imgeleyerek aktardığınız bu muhteşem şiir için teşekkür ediyoruz. Dünyanın ve ülkemizin geçirdiği bu zorlu pandemi sürecinde, en çok özlem duyduğunuz şeyler neler oldu?

ÇİVRİL: Sanırım en çok arkadaşlarımla sohbet etmeyi, onlarla birlikte zaman geçirmeyi özledim. Bir de yaş haddinden dolayı sokağa çıkma yasağı kapsamındayım. Bu sebeple sokağa rahat çıkabilmeyi de çok özledim. Şu an mümkün olduğunca izole yaşıyoruz eşimle. Çile köyünde, orman içinde ufak, şirin bir evim var. Bu sıkıntılı zamanları orada atlatmaya çalışıyoruz. Umarım en kısa zamanda pandemiden uzak sağlıklı günlere kavuşuruz.

SORU: Geçtiğimiz yıllar içinde Zuhal İzel hanımla hayatlarınızı birleştirdiniz. Evliliğiniz nasıl gidiyor biraz bahseder misiniz?

ÇİVRİL: Evet. Birkaç yıl önce, hayatımda aldığım en güzel kararlardan birini vererek, Zuhal İzel ile İzmir’ de evlendik.  Çok güzel ve mutlu bir evliliğimiz var. Birbirimize her konuda çok destek oluyoruz. Sağ olsun iyi ki var ve iyi ki benimle. Allah kimseyi yalnız bırakmasın. Yanınızda hayatı paylaşabileceğiniz ve anlaşabileceğiniz biriyle olmak büyük bir güzellik. Umarım isteyen herkese bu güzelliği yaşamak nasip olur.

SORU: Peki, İzzet Bey yıllardır bu sektörün içinde olan biri olarak, aklınızda yer etmiş ve bize anlatmak istediğiniz bir anınız var mı?

ÇİVRİL: Sorunuz üzerine aklıma ilk gelen bir anımı paylaşabilirim. Sanırım bir 20 sene kadar olmuştur. Damdaki Kemancı adlı oyunda bir temsilim vardı, lakin o gün olacak temsilimi unutuvermişim. Hiç aklımda yok öyle bir şey o an ve arkadaşlarla kendimce plan yaptım. Gayet hoş gülüp eğleniyoruz derken arkadaşın biri “İzzet senin bugün temsilin yok muydu?” dedi. O an hatırladım ki, evet benim bugün temsilim vardı. Hemen saatime baktım ki ne göreyim, temsilime on beş dakika kalmış. Perde açılacaktı ve ben bir oyuncu olarak orada olamayacaktım. Seyircime olan saygımdan, son derece hızlı hareket ederek arkadaşlarımın da yardımıyla, perdenin açılmasına son beş dakika kala tiyatroya yetiştim. İnanın o beş dakika içerisinde nasıl hazırlanıp sahneye çıkabildim hala bilmiyorum ama kalbimin çarpıntısını şu an bile çok net hatırlıyorum. Ve perde açıldığı anda Cüneyt Gökçer ile göz göze geldik. Tabi o anladı olanları ve oyun sonrasında beni rapor etti. Ara sıra aklıma geldikçe bu anım, hala gülümsüyorum.

İzzet Bey bu güzel röportaj için şahsım ve Sohhox Dergisi adına size teşekkür ederim.Ayrıca, Yeni projelerinizi de bizim aracılığınızla duyurmayı tercih ettiğiniz için de. Çok teşekkür ederiz. Görüşmek dileği ile

ÇİVRİL: Böyle bir sohbeti benimle yaptığın için Erkan kardeşim ben sana teşekkür ederim. Kardeşim demeyim gel istersen oğlum deyim. Senin nezdinde tüm sevenlerimize ve Sohhox okurlarına sevgilerimi iletiyorum.

Önceki İçerikKristal Sıla
Sonraki İçerikBige Gürışık

Son Konular